Büyükelçi Osman Koray Ertaş’ın Türkiye – Romanya İlişkilerinin 140. Yılı Konferansında Yaptığı Konuşma

Bükreş Büyükelçiliği 25.09.2018

(25 Eylül 2018, Levant Enstitüsü, Bükreş)

Ekselansları Sayın Cumhurbaşkanı,

Sayın Bilimler Akademisi Başkanı,

Kıymetli misafirler,

Türkiye ile Romanya arasındaki diplomatik ilişkilerin 140. yılını idrak ettiğimiz bu yıl içinde ikili ilişkilerimize dair en önemli etkinliklerinden birini gerçekleştiriyor olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Kıymetli tarihçi ve bilim insanı Prof. Dr. Tahsin Cemil’e ve ikili ilişkilerin uzun bir dönemine en üst düzeyde tanıklık etmiş Sayın Cumhurbaşkanı Constantinescu’ya bu önemli akademik toplantının düzenlenmesi için sarf ettikleri çaba nedeniyle şükranlarımı sunuyorum.

Değerli misafirler,

Geride bıraktığımız 140 yıl Türkiye ve Romanya arasındaki yakın ilişkilerin tanığıdır. Romen Kraliyet Ailesi hem Osmanlı İmparatorluğu’yla hem modern Türkiye Cumhuriyeti’yle yakın münasebetler kurmuş olup, bu yakınlık bugün dahi Kraliyet ailesinin saygıdeğer fertleri tarafından sürdürülmektedir. Soğuk Savaş döneminde dahi farklı kamplarda yer almamıza rağmen, dönemin koşullarına göre özel münasebet içinde olduğumuz da bir vakıadır. Esasen, bugün aramızda bulunan kıymetli akademisyenler tarafından anılan döneme ilişkin detaylı sunumları dinleyeceğiz.

Ben müsaadenizle önce yakın dönem ikili ilişkilere değineceğim. Ardından girişimci ve insani dış politika olarak nitelendirdiğimiz Türk dış politikası hakkında kısaca bilgi sunacağım.

Romanya’yla ilişkilerimiz 1990’dan itibaren süratle gelişmiştir. Romanya’nın demokrasiye geçişinin ardından Ankara ve Bükreş önce yakın birer müttefik ve ticari ortak haline gelmiş, bilahare 2011 Aralık ayında en üst seviyede kayda alınan bir belgeyle stratejik ortak olmuşlardır. Bugün Romanya, mücavir bölgemizde siyasi, ekonomik ve askeri ilişkilerimizin en üst seviyede olduğu ülkelerden biridir.

Romanya’yla ortak tarihimizin yaşayan unsurları konumundaki Türk-Tatar soydaşlarımız ülkelerimiz arasında sağlam ve kalıcı bir dostluk köprüsüdür. Romen makamlarının soydaşlarımıza karşı izleyegeldiği ve tüm bölge ülkelerine örnek teşkil etmesi gereken özgüvenli, kapsayıcı ve hoşgörülü tutum tarafımızdan takdirle karşılanmaktadır.

Ekonomik ve ticari işbirliğimiz ilişkilerimizin en önemli veçhelerinden birini oluşturmaktadır. Türkiye, Romanya’nın AB’den sonra en büyük ticari ortağıdır. 2017 yılında 5,5 milyar Doları bulan ikili ticaret hacmimizin 10 milyar Dolara ulaşması iki ülkede de en üst seviyede ortaya konulan bir hedeftir.

Öte yandan, ülkemizin Romanya’da üçüncü ülkeler üzerinden gelenlerle birlikte toplam 7 milyar Doları aşan yatırımı mevcuttur. 15.000’in üzerinde Türk şirketi sanayi, ticaret, hizmet, bankacılık, emlak, inşaat, medya, gıda, imalat ve ulaştırma gibi çeşitli sektörlerde başarılı faaliyetler göstermektedir. Sözkonusu yoğun ekonomik ve beşeri ilişkiler sayesinde iki ülke arasındaki doğrudan uçuş sayısı haftada 50’ye ulaşmıştır.

Değerli konuklar,

Bu vesileyle, Türkiye’nin son dönemde takip etmekte olduğu girişimci ve insani dış politika hakkında kısaca bilgi sunmak istiyorum.

Dünyanın bir bölümü Sanayi Devrimi 4.0’ı yaşarken, bizler çevremizde hâlen vekâlet savaşları, mezhep çekişmeleri, yeni toprak mücadeleleri ve terörizm gibi nedenlerle kan ve gözyaşına tanıklık etmekteyiz. Bölge ülkelerinin zenginlikleri refaha, üretime, huzura gitmek yerine ne yazık ki silaha ve şiddete gidiyor.

Çevremizdeki sorunlar bizi doğrudan etkilediği cihetle, bunlara sadece dışarıdan gözlemci olarak bakma lüksümüz yoktur. Bu sorunları, girişimci, ön alıcı ve ilkelere saygılı bir dış politika anlayışla çözmek durumundayız.

Bu dış politika anlayışını “girişimci ve insani dış politika” olarak nitelendiriyoruz. Dış politikamıza girişimci diyoruz, çünkü dış politikamızı gerçekçi, bağımsız, yaratıcı, etkin, farklı güç unsurlarını akılcı şekilde birlikte kullanabilen, inisiyatif almaktan çekinmeyen, kalkınma ile barışı birlikte düşünen bir anlayışla yürütmekteyiz.

Dış politikamızı aynı zamanda insani olarak nitelendiriyoruz çünkü din, etnisite, mezhep ayrımı gözetmeksizin insanlığın barış, huzur, güvenlik ve refahına katkı sunmayı hedeflemekteyiz. Bu anlayışla son dönemdeki atılımlarla insani yardımlarda dünyada bir numaraya yerleştik. 2017 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin yaptığı insani yardım miktarı 8,06 milyar dolardır. 2016 yılında bu miktar 6 milyar dolardı. Milli gelire göre son iki yıldır Türkiye insani yardımlarda dünyada en cömert ülke olmuştur.

Keza, dünyada en fazla sığınmacıya koruma sağlıyoruz. Türkiye, sekizinci yılına giren Suriye ihtilâfının sınır ötesi yansımaları nedeniyle en ağır fatura ödeyen ülkelerin başında gelmektedir. 3,5 milyon Suriyeliye ev sahipliği yapmaktayız ve onları ülkemizde misafir etmek için bugüne dek 32 milyar Dolar harcadık. Bazı şehirlerimizdeki Suriyeli sayısı şehirlerin yerel nüfusunun sayısını geçmiştir. Ülkemizde bu dönemde yaklaşık 350 bin Suriyeli bebek dünyaya geldi. Ülkemizde bulunan Suriyeli ve Iraklı düzensiz göçmen ve mültecilere ücretsiz sağlık hizmeti ve yaklaşık 613 bin çocuğa ücretsiz eğitim imkânı sağlanmaktadır. Uluslararası kuruluşlar tarafından örnek gösterilen kamplardaki temel hizmetler de keza tarafımızdan karşılanmaktadır.

Değerli misafirler,

Türkiye özellikle son üç yılda büyük bir mülteci krizi, tarihinin en kanlı darbe girişimi, çok sayıda terör örgütünün kanlı saldırıları ve yanıbaşında devam eden vekâlet savaşlarıyla aynı anda başetmek zorunda kalmıştır. Bu saydıklarımın sadece biri, daha küçük ölçekte dahi, herhangi bir Avrupa ülkesini hedef alsa o ülke ciddi şekilde sarsılırdı. Nitekim 2015 yılında mülteci krizinin bazı Avrupa ülkelerinde nasıl iç siyasi krizlere yol açtığını, hükümetleri nasıl düşürdüğünü, Avrupa Birliği’nin
temellerini nasıl sorgulattığını, yabancı düşmanlığını nasıl artırdığını hep birlikte gördük.

Türkiye bütün bu zorluklara rağmen bölgesinde istikrar unsuru olmayı başarmış, darbe girişiminin ardından ilân etmek zorunda kaldığı olağanüstü hâli iki yıl sonra kaldırarak yeniden reform gündemi ve AB üyelik sürecine yoğunlaşmıştır. Romanya’nın 2019 yılı başında üstleneceği AB Dönem Başkanlığı’nı bu bağlamda önemli bir fırsat olarak görüyoruz.

NATO bağlamındaki ve ikili düzeydeki yakın münasebetlerimiz sarsılmadan devam etmekte, kurumlarımız arasında ikili ve Polonya’yla birlikte yürüttüğümüz üçlü düzeyde yürüttüğümüz yakın istişareler sürmektedir. Nitekim iki hafta önce üç ülkenin Dışişleri Bakanları Bükreş’te bir araya gelerek bölgesel konuları yakın müttefikler olarak derinlemesine ele almışlardır.

Dönemsel gelişmeler ne olursa olsun, Türkiye Romanya’nın güçlü bir müttefiki ve dostudur. Yakın ilişkilerimiz özellikle ekonomi ve ticaret alanlarında halklarımızın ortak yararına somut sonuçlar üretmeye devam etmektedir. 140 yılı geride bırakan bu ilişkiler halklarımız arasındaki tarihi dostluk sayesinde başta güvenlik, ekonomi ve ticaret alanları olmak üzere nice somut projelere tanıklık edecektir.

Sözlerime son vermeden önce bu konferans için farklı şehirlerden Bükreş’e gelen kıymetli Romen akademisyen ve uzmanlara teşekkür ediyorum. Ayrıca, bu etkinliğin gerçekleşmesine imkân tanıyan TİKA’ya şükranlarımı sunuyorum. Keza, Cluj Babeş-Bolyai Üniversitesi Türkoloji Enstitüsü ve Levant Enstitüsü’ne teşekkür ediyorum. Son olarak, yine bu yıl kutlanan Romanya’nın 100. yılını en içten dileklerimle tebrik ediyorum.

Yaşasın Türk-Romen dostluğu!